Yapay zekâ birkaç yıl öncesine kadar teknoloji şirketlerinin geleceğe yönelik yatırım alanlarından biri olarak görülüyordu. Bugün ise dünyanın en büyük yatırım bankaları, danışmanlık şirketleri ve araştırma kuruluşları, yapay zekâyı küresel ekonominin yeni büyüme dalgası olarak tanımlıyor.
Farklı kurumların hazırladığı raporlar yöntem olarak birbirinden ayrılsa da ortak sonuç dikkat çekiyor: Yapay zekâ, üretkenlik artışı ve yeni iş modelleri sayesinde dünya ekonomisinde trilyonlarca dolarlık ek değer oluşturabilir.
PwC: 2030’a kadar 15,7 trilyon dolar
Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi PwC, yapay zekânın 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolara kadar katkı sağlayabileceğini öngörüyor.
Rapora göre bu değerin yaklaşık 6,6 trilyon doları verimlilik artışından, 9,1 trilyon doları ise tüketim tarafındaki büyümeden kaynaklanacak. Bu büyüklük, bugün Çin ve Hindistan ekonomilerinin toplam üretimine yakın bir ekonomik etki anlamına geliyor.
McKinsey: Her yıl 4,4 trilyon dolarlık potansiyel
McKinsey & Company ise üretken yapay zekânın yalnızca analiz ettiği kullanım alanlarında bile her yıl 2,6 ila 4,4 trilyon dolar arasında ekonomik değer yaratabileceğini hesaplıyor.
Rapora göre bu etkinin en yoğun hissedileceği alanlar müşteri operasyonları, pazarlama, yazılım geliştirme ve araştırma-geliştirme faaliyetleri olacak. Üretken yapay zekânın mevcut yapay zekâ uygulamalarına eklenmesiyle toplam ekonomik etkinin daha da büyümesi bekleniyor.
Goldman Sachs: Küresel GSYH yüzde 7 büyüyebilir
Goldman Sachs Research ekonomistleri Joseph Briggs ve Devesh Kodnani’ye göre üretken yapay zekâ, önümüzdeki on yılda küresel GSYH’yi yaklaşık yüzde 7 artırabilecek bir potansiyele sahip.
Banka ayrıca gelişmiş ekonomilerde mevcut işlerin önemli bölümünün yapay zekâ tarafından destekleneceğini veya otomasyonla dönüşeceğini öngörüyor. Analize göre yapay zekânın ekonomik etkileri ilk olarak ABD’de belirginleşecek, ardından diğer gelişmiş ekonomilere yayılacak.
Veri merkezleri yeni yatırım yarışı başlattı
Yapay zekâya yönelik yatırım yalnızca yazılım şirketleriyle sınırlı değil.
Araştırma şirketi IDC, küresel yapay zekâ harcamalarının 2024’te 235 milyar dolar seviyesine ulaştığını, bu rakamın 2028’de 630 milyar doların üzerine çıkmasının beklendiğini belirtiyor.
Rapora göre özellikle veri merkezleri, yüksek performanslı çipler, bulut altyapıları ve üretken yapay zekâ yazılımları en hızlı büyüyen yatırım alanları arasında yer alıyor.
Kazanan sektörler değişiyor
Uzmanlar, yapay zekâdan en fazla fayda sağlayacak sektörlerin şimdiden belirginleşmeye başladığını ifade ediyor.
Öne çıkan alanlar arasında:
- Yarı iletken ve çip üretimi
- Bulut bilişim hizmetleri
- Veri merkezi yatırımları
- Siber güvenlik
- Finansal teknolojiler
- Sağlık teknolojileri
- Endüstriyel otomasyon
- Robotik sistemler
yer alıyor.
Buna karşılık yapay zekâyı iş süreçlerine entegre edemeyen şirketlerin rekabet avantajı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor.
Yeni rekabet verimlilikte yaşanacak
Ekonomistler, yapay zekânın yalnızca maliyetleri düşüren bir teknoloji olmadığını; aynı zamanda yeni ürünler, yeni hizmetler ve yeni gelir modelleri oluşturduğunu vurguluyor.
Bu nedenle gelecek dönemde şirketlerin başarısını belirleyecek temel unsur, yapay zekâya yatırım yapmaları değil; bu teknolojiyi iş süreçlerine ne kadar hızlı ve verimli entegre edebilmeleri olacak.




