Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Donald Trump’ın davetiyle 23-25 Eylül tarihlerini kapsayan üç günlük ziyaret için ABD’ye geldi. Trump, 23 Eylül’de Xi ve eşi Peng Liyuan’ı Joint Base Andrews’ta karşıladı. Beyaz Saray’ın açıkladığı programa göre ziyaretin ana günü 24 Eylül: Resmî karşılama töreninin ardından iki lider görüşecek, akşam da devlet yemeği düzenlenecek. Program, 25 Eylül’deki Beyaz Saray buluşması ve National Archives ziyaretiyle tamamlanacak.
Trump ile Xi’nin görüşmesinde ticaret, tarifeler, kritik mineraller, Taiwan ve uluslararası gelişmelerin yanı sıra yapay zekâ da gündemde. Financial Times’a göre Xi’nin hedeflerinden biri, yapay zekâ güvenliği konusunda bir diyalog mekanizması oluşturmak; ancak Pekin aynı zamanda ABD’nin Çin’in bu alandaki gelişimini sınırlamasına karşı çıkıyor.
Ortaya çıkan tablo, klasik bir teknoloji rekabetinden daha karmaşık: ABD ve Çin yapay zekânın risklerini birlikte yönetmenin yollarını ararken, yapay zekâ ekonomisinde üstünlük için mücadele etmeyi sürdürüyor.

Güvenlikte iş birliği kapısı açılıyor
Zirvenin hemen öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında New York’ta yapılan görüşmelerde yeni bir ABD-Çin yapay zekâ diyaloğu gündeme geldi.
Financial Times’ın aktardığına göre Washington, ulusal güvenliği tehdit edebilecek ciddi yapay zekâ olaylarında iki ülkenin birbirini bilgilendirmesini sağlayacak bir mekanizma üzerinde çalışıyor. Amaç, dünyanın önde gelen iki yapay zekâ gücü arasındaki iletişimi ve şeffaflığı artırmak.
WIRED ise önerilen sistemi Soğuk Savaş dönemindeki kriz iletişim hatlarına benzetiyor. Ancak mekanizma henüz hazır değil. Hangi yapay zekâ olayının ulusal güvenlik düzeyinde bir kriz sayılacağı ve hangi koşullarda karşı tarafa bildirim yapılacağı gibi kritik ayrıntılar üzerinde henüz uzlaşılmış değil.
İşte “yeni Soğuk Savaş” benzetmesinin en dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor: Rekabeti bitirmek değil, rekabetin kontrolden çıkmasını engellemek.

Çipler ekonomik rekabetin merkezinde
Güvenlik konusunda diyalog aranırken yapay zekânın ekonomik altyapısında aynı yakınlaşmadan söz etmek zor.
Gelişmiş yarı iletkenler ve bunları üreten teknolojiler, ABD-Çin rekabetinin en önemli araçlarından biri haline geldi. Yapay zekâ modellerinin eğitilmesi için gerekli hesaplama kapasitesi arttıkça çipler yalnızca teknoloji şirketlerinin kullandığı bir ürün olmaktan çıkıp stratejik ekonomik varlığa dönüşüyor.
Zirve öncesindeki temaslarda da bu ayrım dikkat çekti. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, gelişmiş yapay zekâ çiplerine ilişkin ihracat kontrollerinin AI güvenliği görüşmelerinin parçası olmadığını belirtti.
Başka bir ifadeyle Washington açısından “yapay zekânın ortak risklerini yönetmek” ile “Çin’in yapay zekâ kapasitesini artıracak teknolojilere erişimi” iki ayrı dosya.
Yapay zekâ artık sanayi politikası
Rekabet yalnızca Nvidia, OpenAI, DeepSeek ya da Huawei gibi şirketlerin hangi teknolojiyi geliştireceğinden de ibaret değil.
Gelişmiş yapay zekâ sistemleri daha fazla yarı iletken, veri merkezi, enerji, iletişim altyapısı ve sermaye gerektiriyor. Bu nedenle AI yarışı çip üreticilerinden enerji şirketlerine, veri merkezi yatırımlarından finansmana kadar giderek büyüyen bir ekonomik zincir yaratıyor.
ABD ve Çin açısından mesele de bu zincirin hangi ülkede ve hangi şirketlerin çevresinde gelişeceği.
Associated Press’in analizine göre iki ülkenin izlediği yollar da farklılaşıyor. ABD’nin yapay zekâ ekosistemi ileri teknoloji çiplere ve büyük ölçekli altyapıya dayanırken Çin, daha düşük maliyetli ve açık modellerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına ağırlık veriyor.
Bu fark, gelecekte yalnızca hangi ülkenin en gelişmiş yapay zekâ modeline sahip olacağını değil, küresel AI ekonomisinin hangi teknolojik standartlar etrafında şekilleneceğini de etkileyebilir.

Çin artık yalnızca takip eden taraf değil
ABD-Çin rekabetindeki önemli değişimlerden biri de Çin’in yapay zekâda yalnızca Amerikan teknolojisini yakalamaya çalışan ülke konumundan uzaklaşması.
DeepSeek ve Moonshot AI gibi Çinli şirketlerin modelleri küresel pazarda daha görünür hale gelirken ABD’nin çip kısıtlamaları da Pekin’in yerli teknoloji ve yarı iletken kapasitesini geliştirme çabasını hızlandırıyor.
AP’nin değerlendirmesi, iki ülkenin aynı zamanda birbirlerinin stratejilerine giderek daha fazla kuşkuyla yaklaştığını gösteriyor. Washington Çin’in Amerikan yapay zekâ teknolojilerinden yararlandığını savunurken Pekin, ABD’nin güvenlik gerekçelerini teknolojik üstünlüğünü korumanın aracı olarak kullandığı görüşünde.
Bu karşılıklı güvensizlik, yapay zekâ güvenliği konusunda kapsamlı bir uluslararası anlaşmayı da zorlaştırıyor.
Yapay zekâyı birlikte yavaşlatabilirler mi?
Son dönemde Amerikan teknoloji dünyasında gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin geliştirilme hızının düşürülmesini isteyen sesler de yükseliyor.
Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekâdaki ilerlemenin küresel ölçekte kontrollü biçimde yavaşlatılması gerektiğini savunan isimlerden biri. Ancak Çin tarafında bu çağrılara kuşkuyla yaklaşılıyor.
WIRED’ın analizine göre Pekin’deki temel endişelerden biri, “yapay zekâyı yavaşlatma” fikrinin ABD şirketlerinin mevcut teknolojik avantajını koruyacak bir sisteme dönüşmesi.
Financial Times da ABD’deki düzenleme tartışmasının aynı ikilemle karşı karşıya olduğunu belirtiyor: Washington yapay zekânın risklerinden endişe ederken, çok sıkı sınırlamaların Çin’e rekabet avantajı sağlayabileceğinden de kaygı duyuyor.
Böylece ortaya temel bir sorun çıkıyor:
ABD yavaşlarsa Çin’in de yavaşlayacağından, Çin yavaşlarsa ABD’nin aynı şeyi yapacağından nasıl emin olunacak?

Soğuk Savaş benzetmesi nerede başlıyor?
Bugünkü ABD-Çin rekabeti, 20. yüzyıldaki ABD-Sovyetler Birliği Soğuk Savaşı’nın birebir tekrarı değil.
ABD ve Çin ekonomileri birbirine çok daha fazla bağlı. Yapay zekâ teknolojileri de yalnızca devletlerin kontrolünde değil; özel şirketler, üniversiteler, yatırımcılar ve açık kaynak toplulukları tarafından geliştiriliyor.
Ancak stratejik davranış biçiminde dikkat çekici bir benzerlik oluşuyor.
Bir tarafta teknolojik üstünlük yarışı, diğer tarafta bu yarışın kontrolden çıkarak büyük bir krize dönüşmesini engelleyecek ortak kurallar arayışı var.
Nitekim AP, iki ülkenin ilişkilerindeki mevcut arayışı büyük bir uzlaşmadan çok rekabeti yönetmeye ve ilişkilerin daha fazla bozulmasını engellemeye yönelik bir istikrar arayışı olarak değerlendiriyor.
Bu kez güç çip, enerji ve hesaplama kapasitesiyle ölçülüyor
Trump-Xi görüşmesinin yapay zekâ açısından en önemli sonucu çip kısıtlamalarının kaldırılması ya da AI yarışının yavaşlatılması olmayabilir.
Daha gerçekçi görünen ihtimal, iki ülkenin yapay zekâ kaynaklı büyük güvenlik olaylarında iletişim kurmasını sağlayacak sınırlı mekanizmalar üzerinde ilerlemesi. WIRED’a göre olası bildirim sisteminin ayrıntılarının kesinleşmesi için daha haftalar gerekebilir.
Ekonomik cephede ise yarış devam ediyor.
Çipler, hesaplama kapasitesi, veri merkezleri, enerji altyapısı, sermaye ve insan kaynağı artık yapay zekâ çağının ekonomik güç unsurlarına dönüşüyor.
Bu nedenle yeni dönemin Soğuk Savaş benzetmesi nükleer başlıkların sayısından çok kimin daha güçlü çiplere, daha büyük hesaplama kapasitesine ve daha geniş bir yapay zekâ ekosistemine sahip olacağı üzerinden kuruluyor.
Washington ile Pekin güvenlik konusunda aynı masaya otursa bile ekonomik rekabetin sona ermesi beklenmiyor. Tam tersine, yapay zekâ güvenliğinde sınırlı iş birliği ile ekonomik ve teknolojik üstünlük mücadelesinin aynı anda yürüdüğü yeni bir model şekilleniyor.
Kaynaklar
The White House: Xi Jinping’in 23-25 Eylül ABD ziyareti ve resmî programı.
Financial Times: Trump-Xi görüşmesi öncesindeki ABD-Çin AI diyaloğu, yapay zekâ güvenliği ve teknolojik rekabete ilişkin Eylül 2026 analizleri.
Associated Press: ABD-Çin yapay zekâ rekabeti, iki ülkenin farklı AI stratejileri ve güvenlik konusunda ortak zemin arayışına ilişkin analizler.
WIRED: ABD-Çin AI bildirim mekanizması ve Çin’in Amerikan teknoloji çevrelerinden gelen AI’ı yavaşlatma çağrılarına yaklaşımına ilişkin analizler.



